Sanatın herhangi bir dalı ile gerçekten uğraşan insanlar, içlerine kapanık olmasalar dahi sanatlarının içine gömülü olarak yaşarlar. Öyle ki zaman içerisinde aynı sanat dalı ile uğraşan insanlar arasında ortak bir dil oluşur ve bu dil çoğu zaman sanat öğrencileri tarafından bile anlaşılamaz. Dolayısıyla sanatçı; kendi dilini anlayan insanlarla iletişimde kalmayı geniş çevrelere açılmaya yeğ tutar. Buda sanatçının gerçek ihtiyacı olan “eserlerini takdir edecek insan kitlesi” ne ulaşmasını engeller.
Sosyal medya, sanatçıya ürününü zahmetsizce insanlara ulaştırma imkanı sağlamaktadır. Beğenilen bir videonun sosyal medyadaki paylaşım hızı tahmin edilemeyecek kadar yüksektir ve geri bildirimler anlık olarak bu ivmeye yön verirler. İzleyenler iletinin altına yazdıkları yorumlarla, eseri inceleyecek olan diğer insanları olumlu yada olumsuz yönde etkilerler. Kısacası, bir sanat eserinin yayılmasını sağlayan geleneksel etkiler; kulaktan kulağa haber vermek, tavsiye etmek, beğenmek ve bunu belirtmek, kötülemek, alay ederek yayılmasına sebep olmak, sosyal medyada bir arada bulunmaktadır.
Sosyal medya mecralarındaki anlık iletilerin çokluğu, paylaşımda bulunanların kaynak göstermemeleri yada kimi zaman yanlış kaynak göstermeleri, niteliklerine dikkat edilmeden sanat değeri bulunmayan içerikler paylaşılması beraberinde bilgi kirliliği kavramını doğurmuştur. Bu büyük tehlikenin sanatçılar için tek iyi tarafı, gerçek eserlerin niteliksizler arasındayken daha iyi ışıldıyor olmasıdır. Öyle ki iyi reklam kötü ürünü daha çabuk batıracak, çirkinlikler arasında güzel olan daha net seçilebilecektir.